Tom Jones - Delilah (1968)

İhanet iki tarafı keskin bir kılıçtır. İki tarafı da yaralar. Onu nereden tutacağınızı bilemezsiniz. Sahneye ihanet girmişse akıllar karışır ve mantık susar.

'İhtiras suçları' (Crimes of passion) işte o karanlıktan doğar. Sevdiğimiz (sahiplendiğimiz) kişinin başka birine yönelmesi egomuza indirilmiş ağır bir darbedir. Ego ne kadar büyükse, ihanetin acısı da o kadar derinden hissedilir.

Kendimizin sevilmeye değer olmadığını düşünmek çok yakıcı ve yıkıcı bir histir...
Bu histen nefret ederiz!

Uğradığımız ihanet işte bize bu hissi yaşattığı için gözümüz kararır.. ve kimisinin eli kana bulanır o zaman.

* * *

Delilah adı, Samson efsanesinden geliyor. Samson ve Dalila'nın öyküsünü bilir misiniz? Dalila'nın Samson'a ihanet edeceği o kadar bellidir ki, sonuncu denemeye kadar (daha önce bir kaç başarısız ihanet denemesi olmuştur) Samson'un yaklaşmakta olan ihaneti farketmesi gerekiyordu diye düşünmüştüm filmini seyrederken..

Hikayeyi bilmiyorsanız, etrafa çaktırmadan Internete bir göz atın isterseniz.

O hikayeden benim çıkardığım ders şöyleydi:
Eğer güçlü bir kahramansanız, insanlar size umudunu bağlamışsa.. sakın ola bir kadının sözlerine ve cilvelerine kanmayın! Yoksa çok acı çeker, rezil olursunuz... Çünkü aşkın gözü kördür, kadere karşı konulmaz ve herşeyin bir bedeli vardır.

DELILAH

  I saw the light on the night
  That I passed by her window
  I saw the flickering shadows of love on her blind
  She was my woman
  As she deceived me
  I watched and went out of my mind

  My, my, my, Delilah
  Why, why, why, Delilah
  I could see that girl was no good for me
  But I was lost like a slave that no man could free

  At break of day when that man drove away
  I was waiting
  I crossed the street to her house
  And she opened the door
  She stood there laughing
  I felt the knife in my hand
  And she laughed no more

  My, my, my Delilah
  Why, why, why Delilah
  So before they come to break down the door
  Forgive me Delilah, I just couldn't take any more

Tom Jones'un Delilah şarkısı ihtiras ve öfkeyle başlıyor. Sonunda ise pişmanlık var.

Geceleyin kadının perdesinde oynaşan 'aşk gölgeleri' görmüştür kahramanımız.

Öteki adamın ertesi sabah arabasına binip gitmesini bekliyor ve sonra kapıyı gülümseyerek açan kadını bıçaklıyor.

Kadın ölüyor mu?
Orası belli değil.

Kahramanımızın içinde bir şeylerin öldüğü kesin!..

Onun yerinde ben olsam ne yapardım acaba?

Adam henüz içerideyken kapıyı çalardım herhalde.. Gözlerimdeki alaycı bakış, kadının gülümsemesine meydan vermezdi.. Başka bir şey yapmadan ve sabahı beklemeden ben çeker giderdim onları ihanetin utancıyla başbaşa bırakarak...

O zaman belki de kadın benim onu hiç sevmediğimi ve korkağın biri olduğumu düşünürdü. Utanç değil sevinç duyardı belki de, kim bilir?

Kadınların ne düşüneceğini asla bilemezsiniz.

Sonunda pişmanlık duymayacağınız ilişkiler dilerim size...


Eskinin Adamıyla Nostaljinin Sesi
Bant kayıtları için TIK'layın


Müzik ve Nostalji yazıları için TIK'layın

Phil Collins - In The Air Tonight (1981)

Chris de Burgh - Borderline (LIVE)
Türkçe altyazılı

QUEEN - The Show Must Go on (1991)

Renée & Renato - Save Your Love (1983)

The Beach Boys - California Dreamin'

Rolling Stones - Angie (1973)